31 Ekim 2010 Pazar

The Talented Mr. Ripley: Acınası bir kötülük, değişken bir stil

                                      

"Sessizlikten, geceden gelir uzak bir ninni. Ruhun teslim olur, kalbin parçalanır. Çünkü aşk, çünkü aşk çıkıp gitmiştir karanlığa. Üstünde damgasıyla. Utancın, Kabil'in günahının."

Anthony Minghella'nın zarif anlatımlı, yüreğe dokunan filmi The Talented Mr. Ripley, sözlerini yine Minghella'nın yazdığı yukarda yer alan mükemmel şarkıyla başlıyor. Patricia Highsmith'in romanı daha önceden René Clément tarafından Plein Soleil adıyla sinemaya aktarılmıştı. Tom Ripley'i Alain Delon'un canlandırdığı filmi henüz izlemiş değilim, nasıldır bilmiyorum ama Alain Delon'un benim Ripley'im olmadığına eminim. Kafamdaki Ripley, Matt Damon'ın mükemmel bir şekilde canlandırdığı ve Minghella'nın incelikli yönetimiyle oluşan karakter. Sanırım Ripley her seferinde birbirinden farklı şekillere bürünmeyi başarıyor. Highsmith'in kaleminden çıkan, René Clément ve Minghella'nın ürettikleri senaryolarla farklılaşan ve kitabın diğer uyarlamalarında önümüze çıkan Ripley'ler bambaşka. Kendini başka kimliklere dönüştürebilen yetenekli Bay Ripley için hiç de şaşırtıcı olmayan bir durum!

Filmin kostümleri bir çok filmde birlikte çalışmış iki usta isime ait; Gary Jones ve Ann Roth. The English Patient'ın ödüllü kostümleri de yine ikiliye ait. Tom Ripley'in başkalarına benzeme üzerine kurulu ve filmin başından sonuna doğru gitgide farklılaşan kıyafetleri, baba parası yemede usta, tasasız Dickie Greenleaf'in zengin stili, Marge Sherwood seçkin ve klas tarzı ve diğerleri, Jones ve Roth'un işlerinde ne kadar usta isimler olduklarının kanıtı.

 









 



                                 

7 yorum:

justine dedi ki...

"Lullaby For Cain" şarkısına da, filme de çok çok bayılıyorum. Yazın çok güzel canım, bence kostüm işini, modayı filan bırakıp, filmler hakkında yazmaya başlayacaksın yakında, içime doğuyor:))
Sarıldım, çok!

Fütursuz dedi ki...

Yeni bir blog ama belliki baya bir emek harcanmış umarım sıkılmadan devam edersiniz :)Ayrıca içerik olarak da çok beğendim..

Clea dedi ki...

Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim!

ikumi dedi ki...

Marge Sherwood karakterinin kıyafetlerini sade ama göz alıcı bulmuştum. Ve haklısın Alain D. pek Tom R. gibi değil. Adamın saklayamadığı bir ihtişamı var...güzel bir yazı olmuş

Clea dedi ki...

Yorumun için teşekkürler ikumi.

zoetrope dedi ki...

Canım arkadaşım, bu kez yazıyorum işte ve bravo! diyeceksin bana. Yazıyorum! Yazıyorum!
Önceki karışıklıktan dolayı özür dilerim, sanırım hesap açmamışım burada. Doğrusu bloglara biraz yabancıyım ama iyi ki de yapmışsın, çok zevkle okuyorum.

Önceleri giysilere bu kadar dikkat etmezdim, ama kimi filmler var kostüm tasarımı kavramının ne demek olduğunu bize öğreten. Yetenekli Bay Ripley de bunlardan birisi olmalı. Senin yorumladığın gibi, giysiler, mekanlar, bunlar oyunculukla birleşince bir filmin başarılı olmasını sağlıyor.

Hatırladım senden hangi filmi isteyeceğimi: Strange Days idi. Naçizane efendim, değerlendirmenizi beklerim..

Filmlere bütün öğeleriyle birlikte bütün olarak bakmanın anlamını vurguladığın için seni tebrik ediyorum. Yeni yazılarını zevkle okuyacağım.

Clea dedi ki...

Canım, Strange Days'i elinde bil. Güzel yorumların için teşekkürler.