13 Ocak 2011 Perşembe

Bir zamanlar fakir ama gururlu...

Yiğit Özgür

Türk filmlerinin en sevdiğim ve en havalı sahnesi kesinlikle intikam sahnesidir. Kahramanımız sonradan bir şekilde sahip olduğu serveti, bir zamanlar kendisine kötü davranan kişi ya da kişilerden intikam almak için kullanır. Önce kötülerin fabrikası -evi -ya da ortada ne varsa işte:)- satın alınır, sonra kötüler elindeki varlıklara bir anda el koyan bu gizemli insanı merak ederler. Veee o malum sahne gelir; kahramanımız en afili, en zengin görünüşlü haliyle arkası dönük bir şekilde oturmaktadır, dönüşünü yapar ve ta ta ta tam!!! Tabii bu güzel sahnenin kahramanı olarak kişisel tercihim kadınlardan yana. Ne bileyim sanırım bu sahnedeki o mağrur, sert ama bir yandan da son derece duygusal, ağlamaya dönük halleri hoşuma gidiyor. Hele o nefret dolu gülüşlerden sonra yalnız kaldıklarında ağlamaya başlamaları. Tek kelime ile harikulade.

Bu sahnenin kostüm açısından olmazsa olmazları ise, iddialı bir kıyafet ( kürk genelde birinci tercih olur, elbise kürkle tamamlanır, palto mutlaka kürklüdür ) ve büyüklüğü mühim önem taşıyan bir şapka. Bu ikiliye aksesuar olarak sigara da eklenebilir. Zenginliği karşı tarafa en kısa yoldan gösterebilme becerisine sahip olan kostüm kürk tabii. Burada "ye kürküm ye" lafının ne kadar doğru bir laf olduğu görüyoruz. Şapka ise sahnenin görsel etkiyiciliğini arttırıyor bana kalırsa. Düşünün dışarıda değilsiniz ve şapka takıyorsunuz. Bu da demektir ki, ya ciddi anlamda üşüyorsunuz, ya da ciddi anlamda zenginsiniz:) Sigaraya ise kahramanımızın elini boş bırakmayarak ona güç veriyor, hele bir de dumanını kötülerin yüzüne karşı üflüyorsa.

Fotoğraflar konusunda ne yazık ki çok sıkıntı çektim, Türk sinemasının, oyuncularının nette iyi kalitede çok fazla fotoğrafı yok. Bulabildiklerim tam istediğim türden olamadı, bu filmlerde capture yapma imkanım da yoktu. Bütün mazeretlerimi saydım sanırım:) -tabii bir de hala dünden daha beter bir şekilde hastayım!!- Ama inanıyorum ki Türk filmlerine yeteri kadar aşina olduğumuz için hepimizin kafasında beliren buna benzer fotoğraflar vardır.




8 yorum:

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Umarım çabuk iyileşirsin diyeceğim de gribin kuluçka süresi en az 4-5 gün, yani biraz daha sabretmen gerekecek...

Türk filmlerinde sanat yönetmenliği oldum olası bir faciadır bana göre... Kürk ve şapka Fransız ekolünün 60 ların sonuna doğru çok sınırlı ve kısa kullandığı bir ayrıtken ne yazık ki bizde 90'ların başına kadar bir zenginlik göstergesinin dışa vurumu olarak ifadelendirilmiştir...
En çok da neye gülerim biliyor musun? Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde çekilmiş filmlerimizde vardı o dönemlerde... Yönetmen, oyuncu, kameraman, bil cümle ekip gitmiştir oraya ve orada o kadar gözlerinin önünde olmasına rağmen avrupalıyı giydirme şekilleri ve oynama biçimleri yine rüküştür...

Bana kalırsa yeşilçam baştan aşağı bir rüküşlük ifadesiydi...

justine dedi ki...

Hanımefendi, bu yazınızda çok kırılgan ve nüktedan(!) olmuşsunuz. Bayıldım bayıldım!

Eline sağlık şekerim:)

Adsız dedi ki...

Yine çok güzel bir yazı! Eline sağlık hasta güvercinim. Biliyor musun ben kürkümü giyip, sigaramın dumanını kötülerin yüzüne üfleyeceğim günün hayalini kuruyorum çocukluğumdan beri. Şu güzel kadınlar gibi havalı olacağım göreceksin, bir de dosdoğru yüzlerine bakacağım, titreyecekler:))
Boğazın yırtılıyor biliyorum,sana şu güzel kadınların sağlıklı ve güçlü hallerinden diliyorum canım.
ablan

Judy Abbott dedi ki...

bu sahnelerin bir numarası Fatma Girik:))) şirketin yönetim kuruluna bir girer, ne varsa giymiş, takmış, takıştırmış:)) hem kürk hem tül, inciler, kat kat kalın altın kolyeler, parmaklarda yüzükler bi de tabii kocaman volanlı şapka. Görüntü gözümün önünde, keşki görsel bulabilseydim.

Bir Kadın dedi ki...

Kafam kadar güneş gözlükleri de esgeçilmemeli tabii.

Konuyla hem alakalı hem de fazlaca ilgisiz ama Gülşen Bubikoğlu'nun o filmlerdeki giyim tarzına bayılırdım ben. Diğer herkesi rüküş bulurum, yine de severim ama onunki apayrıdır benim için. Giydiği her şeyi bugün giyebilecek potansiyele sahibim. Bugün demişken...

Bir etek giydim, diz kapağımdan iki karış daha aşağıda ve çan kesinli, allı güllü, koltuk döşemesi gibi, üstelik yüksek belli. Altına vişne çürüğü topuklu oxfordlar giydim, içine de beyaz merserize kazak. Kazağı yüksek belli eteğin üstüne çıkarmadım elbette, içine soktum. :) 70'lerdeki o filmlerden fırlamış gibiyim ve aynalara bakmaya doyamıyorum. Ama sabahtan beri ofistekilerin yüzünde hep aynı ifade, "bu kız ne giymiş böyle!" :)

Clea'nım beni bi siz anlarsınız.

endiseliperi dedi ki...

çok güldüm:) karikatüre arçil'le güldük, kalanına ben tek başıma güldüm. o, eski türk filmlerinden anlamaz:) çok eğlendik, teşekkür ederiz.

çok, çok geçmiş olsun bu arada. ablalar, kardeşler, ne güzel ailesiniz siz, çok hoşuma gidiyor. eğer grip ilacı alıyorsan onun içinde antidepseranımsı bir şey var galiba, insan çok rahatlıyor ve komik tarafından bakıyor hayata. bu akşam, sapasağlam olmama rağmen sanırım bu nedenle alacağım bir grip ilacı.

sevgiler çok.

Clea dedi ki...

Vuslat AKTEPE,
suya sabuna dokunmayan bir sürü film yapıldı o dönem, o filmlere olan romantik ve sevecen bakışı ortadan kaldırdığında elinde bir şey kalmıyor tabii.

justine,
kuzum bu yazı senin için olsun o zaman!

serap,
canım gelecek o günler inanıyorum, şapkayı iyi seç ama:)

Judy Abbott,
hmmm favorin Fatma Girik demek ki. diğerleri arasında en güçlüsüdür o. öyle pek ağlamaz da. intikamı acı olur.

Bir Kadın,
kesinlikle anlıyorum seni:) ve biliyor musun ben de Gülşen Bubikoğlu hakkında aynı şeyi düşünüyorum! mesela "ah nerede" filminde(şu Tarık Akan'la olan) çok hippi tarzda giyinir. çok beğenirim onu.

endiseliperi,
periciğim çok sevindim, demek ki hasta hasta eğlenceli bir yazı yazabilmişim! ama bence alma grip ilacı çok sevdiğin komik bir filmi izle, iyi gelecek.

Clea dedi ki...

ve iyi dilekleriniz için çokkk teşekkürler tabii!