3 Haziran 2011 Cuma

Kışın soğuktan, yazın güneşten; şapka

 
   Alice in Wonderland, "Mad Hatter"

Güneşin ışınlarını sert ve acımazsızca üstümüze yönelttiği günlere geldik. Çok daha yakında şu anda içinde bulunduğumuz insanı bunalıma sokmayan bu kararında havaları özlemle anacağımız kesin. Güneşin yüzümüzde bıraktığı kalıcı lekeleri, soğuğun ve rüzgarın kulaklarımızı ve kafamızı buz gibi yapmasını önlememize yardımcı olan, tüm bu zaruri ihtiyaçlarımızın yanı sıra havalı ve şık gözükme gibi keyfi ihtiyaçlarımızı da gideren o müthiş şey; şapka, sinemadaki yolculuğunda kendisine nasıl bir yer bulmuş bakalım.

Tam anlamıyla bir klasik olan Casablanca ile başlayalım. Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman'ın biraz bayık bir çift oluşturarak ( sanırım bayıklık Bergman'dan kaynaklanıyor, bu filmdeki karakteri bana biraz mıy mıy gelir, yoksa kendisini pek severim) kırık bir aşk hikayesini anlattıkları film şapka konusunda sıkıntı çekmiyor. Nereye dönseniz şapkalı bir insana rastlayabileceğiniz filmin aşağıda yer alan final sahnesi fotoğrafında farkındaysanız ikisi görev icabı takılmış olmak üzere tam beş şapka var.
   Casablanca-1942
İşte şapkayı vücudunun bir parçasıymış gibi taşıyan bir isim; John Wayne. Oyuncuyu görsellerden arattığınızda neredeyse şapkasız olan bir resmine rastlayamazsınız. Aşağıya Wayne'nin en başarılı ve en bilinen iki filminden fotoğraf koydum ama her filminde böyle kareleri görebilirsiniz. Western filmlerinde şapka karakterin ayrılmaz bir parçası ve neredeyse can dostu gibidir. Ne yazık ki benim western türüne karşı pek ilgim yok ama yine de diyebilirim ki şapkayı layıkıyla taşıyan görmek isterseniz kesinlikle kovboy filmlerine göz atmalısınız.
  The Searchers-1956, Rio Bravo-1959
Çok çok çok sevgili Jeanne Moreau Louis Malle filmi Les Amants'da "cloche hat" diye tanımlanan, 1930'lardan başlayarak modanın can alıcı öğelerinden birini oluşturan çan biçimindeki şapkasıyla o kadar şıktır ki gözlerinizi üzerinden ayırmak istemezsiniz. Burada şapka eşarp ile tamamlanmış, eldivenlerle birlikte tam anlamıyla "Fransız" görüntüsü oluşturulmuş.
  Les Amants-1958


Jean Luc Godard'ın kamerayı sokağa çıkartıp herkesi peşinden sürüklediği dalgasının filmi À bout de souffle da şapkalı filmlerden. Jean Paul Belmondo'nun şapkaları belki çok farklı, çok değişik şapkalar değil ama film her şeyiyle o kadar tarz ki şapkalar da bu vesileyle tarz oluyor tabii. Şapkanın yanı sıra çizgili kıyafetler konusunda da film sinema tarihinin en zengin malzemelerini taşıyor.
  À bout de souffle-1960

Truman Capote'in romanından Blake Edwards'ın beyazperdeye taşıdığı Breakfast at Tiffany's'de Audrey Hepburn daha önce bahsettiğimiz "cloche" şapkanın farklı bir varyasyonunu giyer. Kanımca zarif Hepburn dışında pek bir kimseye yakışmayacak bir şapka bu. Sanırım Hepburn ne giyse bir şekilde onu stil dolu, şık bir şeye dönüştürmeyi beceriyor. Şapkaya lafım yok tabii, son derece şık bir şapka ama şahsen ben giymeye cesaret edemem:) Kostümlerde Givenchy markasının ve Edith Head'in damgası var.
  Breakfast at Tiffany's-1961
"Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta" Vladimir Nabokov'un iç acıtıcı, yetkin eserinden Kubrick'in uyarladığı, James Mason'ın kusursuz bir Humbert Humbert olduğu Lolita, en bilinen görüntülerinden birindeki şapkayla başlığımıza konuk oluyor. Humbert Humbert Lolita'yı ilk görüşünde Lolita bahçede havalı gözlükleri ve havalı şapkasıyla güneşlenmektedir. Gözlüklerini hafifçe indirerek Humbert'a bakar ve sonrası gelir. Kenarları tüylü, orta kısmı delikli, güneşten korumaktan ziyade başka işlevlere hizmet eden bu süslü şapka, karakteri seyirciye tanıtmakta, hafızamızda yer etmekte oldukça başarılı. 
  Lolita-1962
Elisabeth Vogler ve Alma. Her şeyiyle birbirinden farklı iki karakter ama gördüğünüz gibi şapka konusunda aynı zevklere sahipler:) Bergman'ın insan ruhunun derinliklerine indiği ve bunu kusursuzca yaptığı Persona, Bibi Andersson ve Liv Ullmann'ın müthiş performanslarıyla sinema tarihinde ve benim kalbimde özel bir yere sahiptir. Vogler'in ruhsal tedavi amacıyla getirildiği yazlık evde hemşire Alma anlatır Vogler dinler, arada güneş banyosu yaparlar, bu sırada güneşten koruyan hasır şapkalar takarlar. Görünüşte sorun yok gibi duruyor değil mi dostlar? O zaman ne demeli, insanın olduğu her yerde...
  Persona-1966


Yine sinema tarihinin en bilindik filmlerinden, soyguncu-katil aşık meraklılarının pek sevdiği Bonnie ve Clyde, sadece şapka değil tüm kostümler açısından oldukça zengin ve başarılı bir malzemeye sahip. Arthur Penn'in filmini vakti zamanında seyrettiğimde sevememiştim, şimdi tekrar seyretsem fikrim değişir mi ya da aynı şeyleri mi düşünürüm bilmem ama film kostümleri açısından bloğuma sık sık konuk olabilecek derecede iyi. Faye Dunaway kendine has ışıltısıyla filmde o zamanın modasına yön veren hatta şimdi bile dönüp dolaşıp ilham aldığımız güzellikte giyiniyor.
  Bonnie and Clyde-1967

Madem zengin stil ve tarzdan bahsettik o zaman yine aynı yıla ait, Bunuel'in Belle de jour, Gündüz Güzeli filminden bahsetmeden geçmeyelim.  Arayışlar içerisindeki ruhunu dolaştırırken kendini birden randevuevinde bulan Séverine (Catherine Deneuve) aşağıda gördüğünüz kalpak tarzı şapkalardan giyiyor. Karmakarışık olan yaşamında şıklığı konusunda taviz vermeyen karakterimiz, Deneuve'nin varlığıyla kattığı asil görünüşünün altında bambaşka bir hayat yaşıyor. Bilenler zaten bilir ama bilmeyenler için diyebilirim ki, hem seyretmesi zevk veren bir stil hem de iyi bir filmi kaçırıyorsunuz!
  Belle de jour-1967


Daha önce kostümleriyle bloğumu süslemiş The Thomas Crown Affair oldukça iddialı şapka seçimleriyle tekrar bizimle birlikte. Filmde Faye Dunaway karakteriyle uyumlu, tarzını tamamlayıcı geniş kenarlıklı, gösterişli şapkalar takıyor. Şapkaları giydiği takımları tamamlayıcı görevde, genelde aynı renkte, aynı tonlarda. Aslında Polanski'nin Chinatown filminde de Dunaway çok hoş şapkalar takıyor ama daha sonra filmin kostümlerini incelerim düşüncesiyle bu başlığın altında yer vermekten son anda vazgeçtim.
  The Thomas Crown Affair-1968

Şimdilerde Baz Luhrmann tarafından tekrar çekilmesi için ön hazırlıkları yapılan Scott Fitzgerald'ın Amerikan rüyasını eleştirdiği en bilindik kitaplarından The Great Gatsby'nin 74 tarihli çevriminde başrolleri Robert Redford ve Mia Farrow paylaşıyordu. Farrow aşağıda filmin adına yakışacak büyüklükteki şapkalarıyla görülüyor. Şeffaf görüntüye sahip, yumuşak malzemeden, kıvrımlı şapkalar zenginliği göstermek açısından ideal. Gatsby rolündeki Robert Redford ise ( yeniden çevriminde Leonarda Di Caprio oynayacak) Wikipedia'ya göre "newsboy cap" denilen, bizim kasket diye adlandırdığımız şapkalarla her zamanki yakışıklılığını korumuş.
  The Great Gatsby-1974

Karen Blixen gibi Afrika'ya gitme hevesiniz var ise Afrika'nın yakıcı güneşinden korunmak için mutlaka ki yanınızda şapka bulundurursunuz. Out of Africa filminde bu şapkalardan bolca görmeniz mümkün. Havaydı, tarzdı, şıklıktı gibi şeylerden ziyade filmde şapkalar yakıcı sıcaktan korunmak amacıyla takılmış. Tabii bu görevi yerine getirmeleri için kenarları geniş tutulmuş sade şapkalar, keten takımlar ve gömlekler ile tamamlanmış.
  Out of Africa-1985

Şapkalı görüntüsüyle hafızalarımıza kazınan karakterlerden biri de Indiana Jones. Macera dolu bir hayat sürerken takacağınız şapka çok süslü ve gösterişli olmaktan çok kolay kullanılabilir olmalı. Dolayısıyla Indiana Jones rolünde gördüğünüz Harrison Ford da filmde Out of Africa filmindekilere benzeyen şapkalar takıyor. Aşağıdaki görüntü ilk filmden alınma ama serinin diğer filmlerinde de Ford'u bu tarz şapkalarla görebilirsiniz.
  Indiana Jones and the Temple of Doom-1984
Modern bir külkedisi masalı olarak seyredebileceğiniz, Julia Roberts'ı 90'ların popüler isimlerinden yapan Pretty Woman filminde, sokakların kızının yüksek sosyeteyle takılmaya başladığı bölümlerde giydiği kostümler, karakterin daha önceki giydiklerinden farklı, u dönüşü yapan bir çizgideydi. Aşağıda -sanırım at yarışı gibi bir şeye gidiyorlardı, tam hatırlayamıyorum- Roberts'ı elbisesinin kumaşıyla tamamlanmış düz, geniş kenarlıklı şapkasıyla görüyorsunuz. Zengin bir muhite girmenin ilk yolu; at yarışlarına gitmek (ayrılmış özel yerlerde seyredeceksiniz!) ve olabildiğince şık bir şapka ile kıyafetinizi tamamlamak.
  Pretty Woman-1990 
Nasıl Afrika'nın sıcağından korunmak için şapka takılıyorsa Orta Amerika'nın soğuğundan korunmak için de şapka takılacak tabii. Coen'lerin kendilerine has trajikomik mizah anlayışlarını bolca bulabileceğiniz güzelim Fargo filminde En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını hakkıyla evine götüren Frances McDormand, kökeninin Rusya'ya ait olduğunu tahmin ettiğim "chullo" denilen kulaklıklı şapkalardan takıyor. Kışın soğuktan korunmak için en iyi yöntemlerden biri olan bu şapka-bere stilli benim favorilerimden. Hem kulaklarınızı rüzgardan koruyor hem de çok şirin! Şık olmak gibi bir derdiniz yoksa tabii:)
  Fargo-1996 
Gerçekten süslü ve renkli şapkalar mı görmek istiyorsunuz? O zaman Marie Antoinette filmine bakmanız yeter. Tüylü, çiçekli, renkli, kurdelalı bu şapkalar kraliçenin ve saray etrafının bolluk içerisindeki yaşantısı hakkında size ipucu verebilir. Her bir detayı incelikle işlenmiş şapkaların ve tabii kostümlerin yaratıcısı tanıdık ve bol ödüllü bir isim; Milena Canonero. Tasarımcının ismini A Clockwork Orange filminin kostümlerini incelediğim kayıtımdan hatırlayabilirsiniz. Canonero'nun bu filmle, sahip olduğu Akademi ödüllerine üçüncüsünü eklediğini ve aynı zamanda Out of Africa filminin de tasarımcısı olduğunu ekleyeyim.
  Marie Antoinette-2006
Bu kelebek misali uçacakmış gibi duran şapka ise yine daha önce adını andığım tasarımcılardan Eiko Ishioka'nın elinden çıkma. Şapka, rüyalar ve bilinçaltıyla dolu bir dünyada bizi yolculuğa çıkararak görsel dünyamızı renklendirme görevini başarıyla yerine getiriyor. 
  The Fall-2006
 Angelina Jolie'nin aksiyon filmlerine ara verdiğinde çektiği Clint Eastwood filmi Changeling'de kaybolan çocuğunu bulma mücadelesi veren bir karaktere hayat veriyordu. Şimdi düşündüğümde bile üzülmeme sebep olan bu hikaye 1930'lu yıllarda yaşanmış gerçek bir olaydan alınma. Filmin kostümlerinde çan tarzındaki şapkalara ve çeşitlerine rastlamak mümkün.
  Changeling-2008
Antartika'da çekilen, başrolünde Kate Beckinsale'in olduğu korku gerilim filmi Whiteout, filmi izlemediğim için görsellerine dayanarak tahmin ediyorum ki bolca kürklü ve kulaklıklı soğuktan koruyucu şapka barındıryor. Bu güzel şapkalardan biri hemen aşağıda. Bu arada filmin Imdb puanının çok parlak olmadığını ve izleyenlerin katilin baştan tahmin edilebildiğini söylediklerini de eklemeden geçmeyeyim. Ama zevkler ve renkler tartışılmaz tabii, şaşırtabilir:)
  Whiteout-2009
Madem Mad Hatter ile başladık yine onunla bitirelim, defalarca sinemaya aktarılan Lewis Carrol masalı Alice in Wonderland Tim Burton tarafından da sinemaya aktarıldı ve bir çok ödüle aday oldu, bazılarını da aldı. Burton'a yakışan oldukça renkli ve tuhaf dünyada ünlü isimler masalın kahramanlarını canlandırırken Alice'i yeni bir isim Mia Wasikowska oynadı. Yönetmenin devamlı çalıştığı, sürekli oyuncusu Johnny Depp ise Mad Hatter'a hayat verdi. Kendisi ve çılgın şapkası hemen aşağıda.
  Alice in Wonderland-2009
Neredeyse her filmde şapkalı bir görüntü bulabilirsiniz, en başarılı ve en akılda kalıcı olanlarına yer vermeye çalıştım. Aklıma gelip buraya koymadığım çok fazla film var, belki daha sonra ikinci bir derleme yapılabilir. Sonuçta filmler bu konuda o kadar zengin malzeme içeriyorlar ki. Sizin de belleğinizde yer eden şapkalı film görüntüleri varsa duymaktan memnun olurum. Ve son olarak önümüz yaz, dost tavsiyesi, özellikle öğle vakitlerinde ya güneş kreminizi sürün, ya şapkanızı takın ya da ikisini birden yapın, güneş lekeleri şakaya gelmez!

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Canım Clea,
Bir solukta okudum yazını. Ne kadar özenle seçmişsin fotoğrafları ve ne güzel bir yazı olmuş, esprileri, filmler hakkında serpiştirdiğin bilgilerle. Ben şapkalara çok takılmadığımı sanırdım filmleri izlerken. (Nedeni şapkayı kendime yakıştırmamam ve kırk yılda bir taktığım bere ve şapka türevlerinin başıma oturmaması, kayması veya uçması olabilir mi acaba:))Fakat,yazıyı okuyup,fotoğraflara bakınca şapkaların nasıl da filmi tamamladıklarını ve hem görsel hem anlamsal olarak filmlere katkısını çok iyi anladım. Bak, bana da böyle bir katkın oldu:)) Gerçekten mükemmel olmuş canım, sen ben yazsam dediğim stilde, net ve to the point! yazıyorsun, espriler ve bilgi birikimi de cabası.
serap

Adsız dedi ki...

Bu arada Faye'in şapkalarına,renk seçimine ve stiline bayıldım!
serap

Cüneyt Karakuş dedi ki...

Çok keyifli bir yazı olmuş Clea!

Filmleri izlerken çoğu zaman kostüm/aksesuarlarını atlayarak izliyorum sanırım. O nedenle aklıma şapkası bol bir film gelmesi için biraz düşünmem gerek...

Hoşça kal!

justine dedi ki...

Canım, çok güzel bir yazı bu, eline sağlık. Dün gece ilk ben okudum yazını, biliyorsun, ama okey derdi yüzünden hemen yazamadım. (bunu da iyi biliyorsun;p)

Jeanne, Catherine, Faye şapkalı şapkasız hep tarz kadınlar, Mia desen, çok sevimli, Bergman oyuncularına laf yok, şapka dertlerini örtemiyor zavallı kadınların;) Meryl, nasıl da Serap!

Julia'nın dudakları ayrı bir paragrafı hak ediyor; gerçek olduklarına inanmıyorum, valla;) Hem yıllar geçtikçe daha da büyüdüler, son halini gördüm ve gözlerime inanamadım! Şapkaya dikkat bile edemedim haliyle.

Frances McDormand'ın taktığı Rus tipi şapka harika. Chullo, tarzı dediğin bu şapkanın aynısından bir berem var biliyorsun. Bayılıyorum ben o bereye. Hem soğuktan koruyor hem de çok şirin. Benim fotomu da koyabilirdin yani;p

Tekrar eline sağlık canım, zevkle okudum.

Clea dedi ki...

serap,
canım benim çok teşekkürler, çok tatlısın. bu arada senin şapka-bereyle olan imtihanını biliyorum:) Faye'in her tarafı baştan aşağı stil zaten, hoş kadın!

Cüneyt,
çok teşekkürler, izlerken ben de pek dikkat etmiyorum ama sonradan şöyle bir baktığında en çok kullanılan aksesuarlardan.

justine,
evet evet o bereyi biliyorum sana da çok yakışıyor üstelik:)canımsın çok sağol.

Lumos Design dedi ki...

harika bir post olmuş! filmlere ve kostümlere dair özenli, ayrıntılı yorumlar ve nefis fotoğraflar. ayrıca mad hatter'sız şapka postu olmazmış sahiden:)
bir de audrey hepburn ve givenchy diyince aklıma ilk gelen; tasarımcıyla ilk randevusunu alıp görüşmeye gittiğinde, adam katherine hepburn gelicek sanıyomuş daha audrey pek ünlü diilmiş. ilk başta pek ilgilenmemiş, sonra seçimlerinin zevkliliği hoşuna gitmiş, o tarihten sonra da audrey ve givenchy arasında bu hoş işbirliği başlamış.

Clea dedi ki...

Lumos Design,
Audrey Hepburn-Givenchy arasındaki bu hikayeyi bilmiyordum. Audrey'in tarzıyla herkesi etkileyebileceğini düşünüyorum zaten:) güzel sözleriniz için çok çok teşekkürler.

oykudefteri dedi ki...

arizona dream filminde grace'in intihar etmeden önce beyaz elbisesiyle taktığı beyaz şapka vardı bi de.

Clea dedi ki...

beyaz çiçekli, beyaz şapka! hemen izledim şuradan,
http://www.youtube.com/watch?v=Z2nwDZGMok8
yorum için teşekkürler.