9 Haziran 2012 Cumartesi

Delisin sen!

Like Crazy, 2011

Like Crazy, canım Serap ile başlayıp çok geçmeden hatamızı anladıktan sonra yarısında bıraktığımız oyunculukları yerlerde sürünen Yunan melodramasından sonra ilaç gibiydi. Bağımsız değerlendirecek olursak ise kötü bir film değil, seyrettikten sonra "vay efendim ben buna mı  iki saatimi harcadım" diyebileceğiniz türden bir film hiç değil. Çeşitli sebepler yüzünden kesintiye uğrayan, zarar gören, uzak mesafede yürütülmeye çalışılan ama hiçbir zaman bitmeyen bir aşkı anlatıyor. Filmle ilgili takıldığım en önemli nokta, esas erkeğimizi canlandıran sosyal yönü pek kuvvetli olmayan arkadaşın (Anton Yelchin) kızlar tarafından neden bu kadar tercih edildiği. Hadi tamam, esas kızımızı (Felicity Jones) anlıyorum, onun hiç vazgeçemediği aşkı zaten, olur öyle ama diğer kızımıza (Jennifer Lawrence) ne oluyor? Adam onu terk edip esas kızımıza geri dönüyor, aradan zaman geçiyor ve sonra bu güzel kızımızla son bıraktığı yerde bulmuş gibi tekrar ilişkiye başlayabiliyor. O kız da onu deliler gibi seviyor yani. Vallahi ben içine kapanık, pek ilgi çekmeyecek tipteki (gerçekler acıdır!) bu çocuğun bu kadar sevilmesini anlayamadım, yönetmenimiz de bunun için ekstra bir çaba sarfetmiyor, demek ki çocukta şeytan tüyü var, ne diyeyim.

Filmde Anna (Felicity Jones) için oluşturan stil çok hoş. Belki çok farklı ya da yenilikçi değil (zaten öyle olması da gerekmiyor) ama dikkat çekici ve akılda kalıcı. Oyuncunun sahip olduğu vücut diliyle de uyum sağlayan bu tarz diz üstü etekler, rahat t-shirtler, şirin elbiseler ve hippisel takılardan oluşuyor. Romantik diye nitelendirileceğimiz bu stil, aşkının peşinden koşan romantik bir karakter ile son derece uyumlu:-) Genç adam için konuşmak istemiyorum, zaten yukarıda gördüğünüz üzere hafiften gıcık olmuş durumdayım kendisine, bir stile de sahip değil üstelik :-) 










6 yorum:

beetlebum dedi ki...

bu yaz hiç moda olmamasına rağmen yüksek bel diz hizasında etek ve üstüne bol düz renk tişörtler takıntım haline geldi. moda olmaması da etek arayışımda hiç yardımcı olmuyor tabi. ancak ben aksesuar olarak hep kısa küçük kolyelerle uzun küpeler kullanıyordum, ilk iki resimle gördüm ki hiç küpe olayına girmeyip uzun bi kolyeyle daha hoş duruyor, o tarzıma uymadığı için hep beni tereddütte bırakan fazla romantik havayı biraz alıyor. hoşuma gitti :)

Clea dedi ki...

evet bu sene uzun etekler moda di mi? moda olmaması daha iyi zaten, herkesin üstünde aynı şey pek hoş olmuyor. etek kısa olduğu için uzun kolye hoş oluyor tabii ama belki kısa ve uzun iki kolye üst üste de kullanılabilir. ben küpe delisiyimdir o yüzden genelde hep küpe takarım, bu tarzla sallantılı değil de top küpe filan takmak lazım sanırım.

Adsız dedi ki...

Hayatım,
Yine çok güzel bir yazı olmuş. Bak sen yazdın benim de içimde kalmadı böylece, memnun oldum. O çocuğa çok gıcık olmuştum çünkü:)) Erkekte böyle bir geri çekilmeler, bir ne istediğini bilmemeler, bir böyle rüzgar hangi yönden eserse durumları ve bla bla bla benim için o adamı iticilikte sınır tanımayanlar katagorisine sokar. Hanım kızımız çok tatlıydı, giydikleri de. O çocuğa takıntısı ise, sen iyi demişsin, olur öyle! Sonra anlar o adamdan bir şey olmayacağını:))
çok kucakladım. İstanbul'a ne zaman geleceksin, haberle beni.
serap

beetlebum dedi ki...

evet, her yerde uzun etekler var :) aslında uzun şifon açık renk bi etek alıp boyunu hemen diz altında, astarını da daha mini olacak şekilde kestirmeyi düşünüyorum bu aralar. kafamda tasarlayınca hoş geliyor da, pratikte nasıl görünür emin olamıyorum :)

kısa - uzun iki kolye fikri de mantıklı, boyun kısmı da çok boş kalmaz hem.

Clea dedi ki...

canım Serap,
filmin devamını biz çekelim, kızın pişmanlığını gösteririz:-)
seni haberdar etmez miyim hiç, bir hafta daha buradayım sanırım. doğumgünüme yönelik planların varsa söyle;-) çok öpüyorum.

Clea dedi ki...

beetlebum,
fikir bana da hoş geldi, bence kesin yaptır, çok güzel olabilir!