31 Ekim 2012 Çarşamba

Tüy kadar hafif


Belki gördünüz, seyrettiniz, belki farkında bile değilsiniz son zamanların popüler olmaya başlamış dizilerinden biri olan Revenge bir intikam öyküsü anlatıyor. Sevgilisi dahil çevresindekiler tarafından oyuna getirilerek terörist bir eyleme destek olmakla suçlanıp hapse atılan, hayatı mahvolan babasının intikamını alan Amanda Clarke'ın hikayesi türlü türlü entrikalar eşliğinde ilerliyor. Her bölüm intikam aldığı kişilerin çetelesini  fotoğraflarının üzerine kırmızı ispirtolu bir kalemle çarpı atarak tutan Amanda, muhtemelen dizinin ikinci sezonunun sonuna geldiğinde Hamptons nüfusunun yarısını da temizlemiş olacak. Bana kalırsa imdb'de yer alan havalı 8.3 puanını hiç haketmiyor. İzleyiciler bu kadar yüksek puan verecek ne gibi bir ağırlık gördü bu dizide bilemiyorum, benden alsa alsa en fazla üç puanı zor alır bu dizi. Kahramanımızın intikam alırken başvurduğu yöntemler,  tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla ulaştığı her şey, diziyi  dramadan çıkarıp komediye doğru götürüyor. Aslında Revenge'in bir zamanların en bilinen ve hep küçümsenen Cesur ve Güzel ya da Yalan Rüzgarı dizilerinden pek bir farkı yok, onların hızlandırılmış versiyonu diyebiliriz. Bir de daha bunun yakında Türk versiyonu gelecek, 'tehlikenin farkında mısınız' demeden edemeyeceğim:-)

Revenge'in bu postu ilgilendiren kısmıysa dizide zarif Madeleine Stowe'un canlandırdığı Victoria Grayson karakteri. Kendisi hem iyi giyiniyor, hem de dizinin en ilgi çekici yanını oluşturuyor. Sanırım yapımcıların aklına dizinin castını oluştururken ilk Stowe gelmiş, bir zamanlar bizde de epey popüler olan aynı adlı film  onları da epey etkilemiş olmalı, hala çağrışım yaptırabildiğine göre. Madeleine Stowe nam-ı diğer Victoria Grayson çok hoş, alımlı ve yaşına göre oldukça genç gösteriyor, dizideki gençleri cebinden çıkarır o derece. Çoğunlukla bedenini saran dar kıyafetler, desensiz, renkli kumaşlardan oluşan kostümler giyiyor. Giyiyor giymesine ama para var huzur yok dostlar, kadın bir bölümde dahi o sahte gülümsemesini atıp sahici bir şekilde gülemedi. Eden bulur tabii, neyse ne!:-) Kostüm tasarımcısı  birçok dizinin jeneriğinde ismine rastlayabileceğiniz Jill M. Ohanneson.

Açıkçası ilk sezonun çoğu bölümünü kahvaltıda ve sonrasındaki çay keyfinde izledim, sonraki bölümleri izleyeceğimi pek sanmıyorum, sürekli 'hadi canım, çok saçma' demekten yoruldum sanırım:-) Çerezlik, hafif bir dizi izlemek isterseniz tavsiye edebilirim ancak gerçekten iyi bir şeyler izlemek istiyorsanız başka dizilere bakmanız yerinde olur.














6 yorum:

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Sade, zarif... Sevdiğim tarz. Bunun yanında Hrolf Kraki'den Brutus'e oradan Hamlet ve Monte Cristo'ya kadar geçen yüzlerce eser doğrudan intikam konusunu işler. Acı olan ise cinayet romanlarında olduğu gibi bu alanda da yaratıcılığa imkan vermeyen bir kısırlığın var olmasıdır.

Buna rağmen örneğin Mobydick muazzam yaratıcı bir intikam öyküsüdür. Gerisi ise zaten birbirine benzer.

İMDB'de artık hiç bir puana güvenemiyorum. Oldukça ciddi saatlerimi kaybetme pahasına tecrübe ettim bu algımı. Yüksek puan aldı diye neler izlediğimi bilseniz... Bu aralar sovyet filmlerine sardım. Tavsiye ederim... Gerçekten çok güzeller.

Konu dağıldı, toparlayayım;

sevgiyle...

toparladım :)

bir kum tanesi dedi ki...

bende bu diziyi merak ediyordum.Hevesim kaçtı bak gördün mü:))

Clea dedi ki...

Vuslat,
sanırım en etkileyici örneği yaşadığımız hayatın içinde. bayramda gazetede okumuştum, 70 yaşında bir adam tam otuz sene sonra babasının katilini onun öldürdüğü yöntemle öldürüyor.babası bayram sabahı öldürülmüş o da 30 sene sonra bayram sabahı intikamını alıyor. ne kadar güçlü bir duygu ki otuz sene hiçbir yere kaybolmuyor, gitmiyor.

imdb puanlarının kurbanı olmuşsun:-) geçen 4.8 lik bir film seyrettim, hiç de fena değildi. en azından 4 puanlık değildi. çok iyi film var seyredilecek çok, insan tek başına daha çok film seyrediyor o kesin. bir de şu var tabii, internette gezinme, tumblr'ıydı,bloguydu, şuydu buydu derken boşa çok vakit harcanıyor. en azından kendi adıma öyle diyebilirim. böyleyken böyle işte.
toparlayamadım galiba:-)
çok sevgiler.

Clea dedi ki...

bir kum tanesi,
siz yine de bir bölüm izleyin, kararı kendiniz verin:-)

volkan dedi ki...

aile ce 'hadi canım, çok saçma' demekten yorulduğumuz dizi :-)

ELeCTrO dedi ki...

Uğramış ve 90lar sevdiceklerimden birini görmüşken, ben de yorum yazayım. "Revenge" adını ve Stowe'u ilk gördüğümde 1990 tarihli, Kevin Costner ve A.Quinn'le birlikte rol aldığı, sade ama etkileyici aşk ve intikam filmi gelmişti aklıma; bir bağlantı söz konusudur deyip yine de kurcalamadım. Sonra öğrendim ki, Monte Kristo Kontu esinli poptiriklerden biriymiş. Stowe seçimi muhtemelen o filmle yine alakalıdır. İzleyin, izletin. Costner demişken, aynı kontenjandan No Way Out da izlenmeli. Emily Van Camp ve Aimee Teegarden'i yakın zamana kadar ayrıştırmıyordum, bu dizi simbiotu ikiye bölmeye vesile oldu. Bu da böyle bir Spike Lee joint tadında yorum olsun.

Not: Stowe'un alametifarikası şehla gözlerinden bahsetmeden yazıyı kapatmayalım. 90'larda Shannyn Sossamon vardı da, biz mi beğenmedik?!