24 Şubat 2013 Pazar

Oscar'ın gördükleri ve görmedikleri


Bu sene ucundan kıyısından da olsa bir şekilde Oscar'da ne olup bittiğini yakalamış bulunmaktayım. Geceli gündüzlü, neredeyse her gün aynı şeylerin konuşulduğu, dertli tasalı set hayatım kısa bir duraklama devresine girince, en azından kim aday olmuş, hangisi en iyi şekilde pazarlanmış, kim gölgede kalmış diye şöyle bir göz gezdirebilme fırsatım oldu. Aday olan filmlerin hiçbirini izlemediğim için yine de olaya çok Fransızım tabii, hele bir de pazartesi günü aynı sahneyi üçüncü kez çekme ihtimalimiz kesinleşirse öyle de kalacağım zaten. Ama  en azından bu birkaç günlük boşluğumda epeydir ihmal ettiğim bloğumda kostüm dalında aday olan filmlere ve Oscar'ın es geçtiklerine şöyle bir bakabilirim.

Aday olan isimlerden Paco Delgado ve Joanna Johnston dışındakiler adaylığa alışık isimler. Ocak ayında vefat eden Ishioka eğer Oscar'ı alan isim olursa Dracula'dan sonra ikinci kez ödüllendirilmiş olacak, ama bana kalırsa akademi aday göstermekle yetinecek ve dahi tasarımcıya olan saygı duruşunu bu şekilde tamamlamış olacak. Ishioka, Mirror Mirror'ın anlattığı masal dünyasını gösterişli, çocuksu ve rengarenk tasarımlarıyla süslemiş, elde ettiği adaylığı sonuna kadar hak eden bir çalışma ortaya çıkartmıştı. Eğer yönetmen Tarsem Singh Pamuk Prenses'in öyküsünü komik-çocuksu bir hikaye olarak değil de bir korku-gerilim öyküsü olarak filme alsaydı muhtemelen Ishioka'nın The Cell filmindeki tasarımlarına benzer kostümler ini, belki de daha fazlasını görecektik.

Mirror Mirror



Tam on kez aday olup bunlardan üçünde Oscar heykelciğini evine götürmeyi başaran Colleen Atwood adaylar arasında muhtemelen geceyi en rahat geçireceklerden, ne de olsa başarısı akademi tarafından sık sık  tescilleniyor. En son 2011 yılında Alice in Wonderland ile Oscar'a sahip olan tasarımcı, yine Mirror Mirror gibi, ama ondan çok farklı tarzda bir Pamuk Prenses masalı anlatan Snow White and the Huntsman filmiyle aday. Ancak akademi henüz ödül almamış olan tasarımcıları ön plana alırsa Atwood bu kez ödüle ulaşamayabilir. Karşısındaki en güçlü rakip, daha önce iki adaylık elde edip henüz ödüle sahip olamamış olan Jacqueline Durran. Durran'ın elde ettiği adaylık akademinin çok sevdiği son derece gösterişli ve süslü tarzdaki kostümlere sahip Anna Karenina filmiyle, dolayısıyla tasarımcının 19. yüzyıl yüksek sosyetesinin kılık kıyafetiyle akademi üyelerinin gözlerinin kamaştırmış olması pek muhtemel. Snow White and the Huntsman'ın kostümleri ise Joe Wright'ın Karenina'sına göre çok daha gotik ve karanlık kalıyor. Film için aynı şeyi söylemek çok zor tabii, keşke kostümleri kadar karanlık olabilseydi. Sonuçta her iki filmin ve aday olan diğer filmlerin de kostümleri çok başarılı o nedenle işin içine pek tabii başka öncelikler girecek gibi görünüyor.

Snow White and the Huntsman



Jacqueline Durran'ın şu ana kadar aldığı üç adaylığı da Joe Wright'ın yönetip Keira Knightley'in başrolünde olduğu filmlerle oldu. Belki üçlünün bu birlikteliği tasarımcının son iki seferdir elde edemediği heykelciğe sahip olmasını sağlayabilir. Gerçi ödüle sahip olsa da olmasa da Durran, Atonement için tasarladığı, kostüm tarihinin en bilinenlerinden olmayı başaran yeşil saten elbisesiyle her daim hayatımız da olacak.

Anna Karenina




Ve tabii Oscar ile ilk kez tanışan iki tasarımcı; Les Misérables ile aday olan Paco Delgado ve Lincoln ile aday listesine girmeyi başaran Joanna Johnston. İspanyol tasarımcı Paco Delgado için bu adaylık ismini kendi ülkesinin sınırlarının dışına taşıması için çok iyi bir fırsat gibi görünüyor zira Delgado, Les Misérables ile daha önce denemediği tarzda çok başarılı bir işe imza atmış oldu. Ödülü alamasa bile bu adaylık daha sonra alacağı adaylıkların bir başlangıcını oluşturabilir. Tasarımcının La piel que habito ya da Blancanieves gibi daha önce çalıştığı filmlerde ortaya çıkarmış olduğu çalışmalar da son derece ilgi çekici. Joanna Johnston ise Steven Spielberg'in uzun süredir filmlerindeki kostümleri emanet ettiği bir isim. İçinde savaş olan filmlere alışkın olan tasarımcının Lincoln ile ödüle sahip olması hiç zor değil. Ağırbaşlı ve ince bir işçiliği filmin her karesinde görebilirsiniz. 

 Les Misérables




Lincoln



Bir de tüm başarılarına rağmen adaylık elde edememiş olanlar var ki anmadan geçmeyeyim. Tarantino'nun son filmi Django Unchained en çok hakkı yenenlerden biri. Her karesine zevkle bakmanızı sağlayacak güzellikte kostümlere sahip. The Help filmiyle de nedense akademi tarafından görmezlikten gelinen Sharen Davis'in daha önce iki kez aday olmuşluğu var. Bana kalırsa ileride mutlaka akademi ödülüne ulaşacak tasarımcılardan ama demek ki bir süre daha beklemesi gerekecek. Daha önce Frida'nın kostümleriyle bloğuma konuk ettiğim Julie Weiss ise Hitchcock ile oldukça iyi bir iş çıkarmış ama bu sene adaylık alamayanlardan. Argo filmiyle Jacqueline West, ele aldığı dönemin hakkını en iyi şekilde vermesine rağmen bu sene eli boş dönenlerin arasında. Moonrise Kingdom ile Kasia Walicka-Maimone ve birkaç yazı öncesinde kostümlerine yakından baktığım The Hunger Games ile Judianna Makovsky de aday olabilecek isimlerdendi ama olmadı, olmamış. Son olarak muhtemelen geçen senenin kazananı olduğu için bu sene aday gösterilmeyen Mark Bridges'in de The Master ile iyi bir çalışma ortaya koymuş olduğunu söyleyeyim de gözüm açık gitmesin. Herkesi de aday edemezler ya onlar da haklı tabii, yoksa tören sabaha kadar sürer :-) Seyredeceklere şimdiden iyi seyirler! 

6 yorum:

justine dedi ki...

Sabahın köründe(!) seni okuyorum canım, yazın sürpriz yumurta gibi çıktı karşıma, pek bir sevindim;)

Ben kostümler dışındaki tahminlerini de merak ediyorum ama olsun, bu geceye kadar bunlar oyalar beni, bekleyebilirim sanırım;p

Argo filmini sevmemiştim, fakat kostümler on numaraydı, dönemin tarzını gayet güzel yansıtmıştı. Django Unchained, kostümlerinden ziyade konusu ve keyifli oyunculuğuyla konuşulacak sanırım, ben sevdim o filmi. Hmmm, başka başka bir de yeşil elbise var değil mi, ne elbiseymiş yahu, unutulmadı gitti!;p (24 saatlik nöbetimin son anlarını yaşıyorum, tozutmamı hoş gör canım;))

Umarım yarın (pardon, bugün, ya da p.tesi her neyse işte), çalışmazsın ve sen istanbul'da ben burada senkronize izleriz töreni. Seninle her şey daha keyifli oluyor, lütfen öyle olsun.

Yazı için teşekkürler, tüm yorgunluğumla sımsıkı sarılıyorum sana.

beetlebum dedi ki...

yazılarını özlemişim :)

mirror mirror benim için fazla teatral, gerçi masal dünyasını konu aldığını düşünürsek bu çok da abes bir durum değil. anna karenina'nın ise daha filmi izlemeden saatlerce internetten kostümleri incelediğimi biliyorum, oscar'ı jacqueline durran aldı bence hak etti de. django unchained konusunda da katılıyorum, bence dekoru ve kostümleriyle öne çıkan bir filmdi. hitchcock'ın ise kostüm açısından değil de makyaj açısından hakkının yendiğini düşünüyorum, makyaj konusunda cidden başarılı o adamın anthony hopkins olduğuna hala inanamıyorum resmen.

daha sık yazman dileğiyle :)

Clea dedi ki...

justine,
canım benim uzaktan da olsa seninle her şeyi izlemek çok keyifli, sıkıcı ödül törenlerini bile:-)
ve biliyorsun ki her yıl tahminlerdeki başarını takdir ediyorum, özel bir yetenek:p

öptüm çok!

Clea dedi ki...

beetlebum,
jacqueline durran en sonunda kaptı heykelciği:-) oscar'ın en sevdiği tarz şaşalı kostümler, mücevherler. gerçekten ince bir işçilik var filmde kostüm olarak. bu arada hitchcock nasıl bir film oldu merak ediyorum ve evet haklısın makyaj olarak da çok başarılı.

çok teşekkürler, sevgiler.

alkım dedi ki...

Bu yıl ne kadar az film izlediğimi daha iyi görüyorum bu listeye bakınca:)
Yazdıklarını okurken bir film için kostüm hazırlamak zevkli bir iş olsa gerek diye düşündüm. O dönemi, kıyafetleri araştırmak, kültürel kodları öğrenmek vs. İngiltere'de kraliyet sarayında geçen bir kitap çevirmiştim ve zorlansam da en çok, kıyafetlerin ince ince anlatıldığı yerleri çevirirken keyif almıştım.
Var bir kokoşluk galiba:)

Oscar filmlerinden hiçbirini izleyemedim henüz. Hitchcock filmini ben de çok merak ediyorum.

Çok sevgiler Clea!

Clea dedi ki...

alkım,
çok geç görebildim yorumunu ve yine gecikmeli cevap yazıyorum. koştur koştur bir hayat yaşıyoruz bakalım nereye varacağız böyle?:-) benim de bu bloğu açmama neden olan şey araştırmak ve keşfetmekten keyif almaktı. yazarken , araştırırken bir sürü şeyle karşılaşıyorsun, hoş oluyor. dışarıdan bakan göz olmak çok keyifli:-)bu sene çalışmaktan oscar filmleri filan hepsi hala bekliyor benim de. justine ön elemeden geçirdi nasıl olsa, izle dediklerini izlerim sadece diğerleriyle zaman kaybedemem artık:p

kucakladım uzaktan, çok sevgiler alkım!