14 Mayıs 2011 Cumartesi

An Education: Aklını başına topla kızım!


 

Yazar Nick Hornby'nin aklı havada olan genç kızlara bir ders niteliğindeki senaryosundan oluşturulan An Education, geçen seneki Oscar'larda (yanılmıyorum değil mi?) adından oldukça söz ettirmeyi başarmıştı. Oysa ki film ne konu, ne de oyunculuk açısından çok büyük iddialara sahip bir film değil. Televizyonda rastlayıp takılabileceğiniz türden mütevazı bir havası var. Gençliğinin baharında olan bir kızın tanışıp aşık olduğu kendinden yaşça büyük bir adamla büyüklerin pırıltılı dünyasına adım atması, sonrasında ise bu dünyanın ışıltılarının bir anda sönmesi daha önce görmediğimiz, tanıdık olmadığımız bir konu değil. An Education da bu konuyu okullarda ders niteliğinde gösterilebilecek bir tarzda işlemiş. Aşk, meşk, eğlence gelip geçicidir, eğitim ise şarttır diyen Hornby, senaryosunu küçük kız düşkünü evli erkek karakteriyle de renklendirmiş.Ve iyi de etmiş, aksi takdirde film fazlasıyla sıradan olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirdi. Aslında filmin hikayesi basit ama her şeyiyle doğru. Dogma tarzıyla pek bir haşır neşir, Wilbur Ölmek İstiyor, Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca gibi filmlerin yönetmeni Lone Scherfig yönetmen koltuğundaki isim.  Kostümler ise Odile Dicks-Mireaux'un tasarımı. Carey Mulligan'ın canlandırdığı Jenny karakteri üzerinde oldukça sade görünümlü genç bir kızın şık ve ışıltılı bir kadına dönüşümünü izliyoruz. Tekdüze ve sönük okul formaları filmin akışı içerisinde yerini İngiliz sosyetesinin şık kıyafetlerine, kürklü şapkalara, kaşmir eldivenlere ve göz alıcı mücevherlere bırakıyor. İki dünya arasındaki (eğitim dünyası ve renkli dünya!) farklılık o kadar keskin çizgilerle çizilmiş ki Jenny'nin aklının başından gitmesine şaşmamalı. Genç bir kızın daha önce sahip olamadığı tüm o pahalı aksesuarlar, parıltılı kumaşlar ve her gece eğlence vaat eden bir birliktelik Jenny'nin kafasını sürdürmesi gereken eğitiminden çok çok uzaklara götürüyor. Bir çeşit Alice harikalar diyarında durumu yani. Kızımızın Mireaux'un incelikli seçimleriyle oluşan cazibeli kostümlerden sıyrılması ise hayatın ve aşkın acı gerçekleriyle yüzleşmesiyle oluyor. Sonuç olarak elimizde ısmarlanmış bir senaryo, görev icabı yerine getirilmiş sorunsuz bir yönetim, ortalama bir oyunculuk ve şık kostümler var.













3 yorum:

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Kahve ceket, siyahımsı pantolon, koyu kahve şapka ve mavi tonlarda atkı...
Filmi izleyemedim. Bu tarz bir anlatımdan sonra ise izlemeyi düşüneceğimi de sanmıyorum. Resimlerden izlediğim kadarı ile kostümler de çok göz alıcı gelmedi. Daha ziyade dönemsel bir şıklık var gibi...
Yukarıdaki elbiseye gelince uyumsuz uyum gibi duruyor. (Nasıl bir anlam çıkarsa artık)...
Hoş...

Clea dedi ki...

Vuslat,
senin zor beğendiğini unutmuşum! yalnız bir dakika, orada kahve ceket yok, füme-gri arası bir şey var, o konuda anlaşalım:)filmi de pazar gecesi filan izleyebilirsin canım o kadar uzak durulacak bir film değil. kostümler dönemsel şıklığı yansıtıyor evet, bence daha fazlası abartılı olabilirdi. son elbise konusuna ise hiç girmeyelim tamamen kişisel zevkler söz konusu. şimdi Justine bekliyor, film seyredeceğiz. dua edelim iyi çıksın:)

Bir Kadın dedi ki...

Filme bayılmamıştım lakin kıyafetler ve cici kızın saçları, hele de o topuzu beni kendimden geçirmişti. Dönem filmlerindeki bu "olmamış gibi ama olmuş gibi de sanki" havasını seviyorum. :)